
Bir kere bu rakamları karşılaştırmak yanlış. 36.000 rakamı epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen bir veri. Washington DCdeki George Washington Üniversitesinden Lone Simonsen, grip salgınlarının zamanlamasının yıldan yıla farklılık gösterdiğine dikkat çekerek, herhangi bir ay içindeki normal ölümlerin, grip patlamasının yaşandığı dönemde aynı ay içindeki ölümler ile karşılaştırılması gerektiğini söylüyor. Bu tür çalışmalar, her yıl grip sezonu sırasında veya hemen sonrasındaki ölüm oranlarındaki artışları gösteriyor. Ölümlerin pek çoğunun kaynağı açıkça grip veya gripten sonra ortaya çıkan akciğer enfeksiyonlarıdır. Ne var ki bu ölümlerin yarısından fazlası grip ile ilgili olmayabilir, çünkü grip çoğunlukla kalp krizini veya inmeleri tetikleyerek dolaylı yollardan can alır.
Oysa domuz gribinin neden olduğu düşünülen ölümler doğrudan, virüs kaynaklı solunum yolları enfeksiyonuna bağlıdır. Dolaylı ölümler normal grip için hesaplanan 36.000 ölümün çoğunluğu- hesaba katılmamıştır. Sonuç olarak 2009 yılı içinde H1N1 gribinden ölenlerin sayısına ilişkin bir tahminde bulunmak olanaksız görünüyor. Belki de normalden daha az sayıda ölüm vakası olacaktır, çünkü kalp krizi gibi ikincil nedenlere bağlı olarak daha yüksek bir riske maruz kalan yaşlılar, virüse karşı bir tür bağışıklık kazanmış olabilir. Ne var ki toplam sayı, büyük bir olasılıkla daha yüksekmiş gibi görünecektir, çünkü virüs normalin üzerinde insanı etkileyecek ve çoğunlukla doğrudan ölümlere neden olacaktır.
Kaldı ki domuz gribi salgınının etkisi yalnızca ölü sayısı ile ölçülemez. Bu salgın, daha öncekiler gibi yaşlıları değil daha çok genç insanları öldürüyor (Bknz: Şekil 1). Ekim ayının ilk günlerinde yalnızca ABDde 76 çocuk ve ergen domuz gribinden öldü. Bu rakam normal kış rakamlarından oldukça yüksek. Kaldı ki kış daha yeni başladı.
Bir de şöyle düşünün. 2009 H1N1 gribi aslında iki hastalıktır.. Biri pek çok kişi için normal grip; diğeri az sayıda insan için öldürücü nitelikte bir akciğer hastalığıdır. Ağır vakaların pek çoğu bebeklerde görülürken, etkilenen yetişkinlerin yaşı 20 ile 50 arasındadır.
YANLIŞ 2:YALNIZCA HASTA VE ZAYIF KİŞİLER GRİBE YAKALANIR, SAĞLIKLI KİŞİ HASTALANMAZ
Bu sorunun yanıtı, kısmen bazılarımızın bir miktar bağışıklık korunması altında olmamızdır. Vücut gribe karşı kendini iki koldan savunur. Biri, antikor denilen proteinlerin virüslere bağlanarak çoğalmalarını engellemesidir. Diğeri, bağışıklık hücrelerinin enfekte olmuş hücreleri avlaması ve yok etmesi şeklinde kendini gösterir. Antikorlardan farklı olarak hücre bazında faaliyet gösteren bağışıklık, sizin hasta olmanızı engellemez, ancak hastalığın ağırlaşmasını önler.
Eğer 50 yaşının üzerinde iseniz, büyük bir olasılıkla H1N1 gribine karşı etkili antikorlara sahipsinizdir. Çünkü vücudunuz H1N1 virüsünden çok da farklı olmayan virüslere daha önce maruz kalmıştır. İşte bu nedenle görece olarak daha az sayıda yaşlı insan, domuz gribinin ağır seyreden türüne yakalanır.
YANLIŞ 3: SEMPTOMLAR NORMAL GRİBE BENZER, ATEŞİNİZ YOKSA DOMUZ GRİBİNE YAKLANMADINIZ DEMEKTİR.
Bu çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir, çünkü domuz gribine yakalandığınızın farkında değilseniz, ağır seyreden türünün belirtilerini gözden kaçırabilirsiniz. Bu belirtiler soluk almakta zorlanma, göğüs ağrısı veya dudakların morarmasıdır. Kumar, bu belirtilerin iki günden daha uzun sürmesi durumunda Tamiflu gibi antiviral ilaçlara hemen başlanması gerektiğini söylüyor. Ve bu ilacın 5 gün boyunca kesintisiz alınması gerekiyor.
YANLIŞ 4: ORGANİK GIDALARLA BESLENİR, VİTAMİN ALIRSAM, ELLERİMİ YIKARSAM BANA BİRŞEY OLMAZ
Pek çok insan maskenin kendilerini koruduğuna inanıyor, ancak viral parçacıkların çoğuna karşı koruma sağlayan N95 maskelerini kullanan Kanadalı hemşirelerin, normal bez maske takanlarla aynı oranda gribe yakalanması, maskenin, nasıl olursa olsun, koruyucu etkisinin olmadığını gösteriyor. Şaşırtıcı olan el yıkamanın da yararlı olduğunu gösteren çok az sayıda kanıtın olması. Bu alışkanlık yalnızca çocuklarda yararlı.
Yetersiz uyku, bağışıklık sisteminin optimum çalışmasını engellediği için, hastalığa yakalanmamak için uykusuz kalmamaya dikkat etmek gerekir. Benzer şekilde rafine şeker ve bu şekerle yapılmış yiyeceklerden de uzak durmakta fayda var, çünkü şekerin fazlası da bağışıklık sistemini baskılayabiliyor. O zaman koruyucu olarak geriye tek bir yöntem kalıyor. O da aşılanmak.
YANLIŞ 5: AŞI ÜRETİLDİ, ARTIK KORKACAK BİR ŞEY KALMADI
ABDdeki anababaların yaklaşık yarısı çocuklarını aşılatma konusunda kararsızlar. Bunun nedeni aşının yan etkileri ile ilgili ortada dolaşan, temelsiz dedikodular. Oysa çocuklar genel olarak aşılanması öncelikli risk grubunu oluşturuyor.
Şu anda piyasada hem salgın grip türüne karşı, hem de normal gribe karşı aşı bulunuyor. Şimdi insanlar hem normal grip aşısını, hem de domuz gribi aşısını olmak zorunda mı? Bu soruya kimse kesin bir yanıt veremiyor. Daha önceki salgınlarda, yeni virüs daha önceki, etrafta dolaşan virüsün yerine yerleşiyordu. 2009 gribinin istilası altında olduğumuz şu günlerde grip vakalarının yalnızca %1i eski virüs türünden kaynaklanıyor. Bazı uzmanlar eski H3N2 virüs tipinin kış mevsiminin sonlarına doğru yeniden güçleneceğinden korkuyor. Bu nedenle normal, mevsimsel grip aşısını olmamızı tavsiye ediyorlar.
YANLIŞ 6:AŞILAR GÜVENLİ DEĞİL
Aşıya gelince.. İnsanların aşı konusundaki hassasiyetleri geçmişteki talihsiz olaylardan kaynaklanıyor. 1976 yılında, 1918 salgınının vahim sonuçlarının tekrarlamasından korkulduğu için 48 milyon Amerikalı aşılandı. Bunların 532sinde, Guillain-Barre sendromu denilen ve bazı başıboş antikorların sinir hücrelerine saldırması sonucu ortaya çıkan felç durumu gelişti. Bunların çoğu iyileşti, yalnızca 25i ya öldü ya da sakat kaldı.
1976da yapılan aşının yan etkisi 1 milyonda 10 oranında görülürken, normal grip aşısında başka nedenlerle Guillain-Barre hastalığına yakalanma oranından bir vaka fazlası ortaya çıkıyor.
Bu tablo aşılanmamanın daha güvenliği olduğu anlamına mı geliyor? Kesinlikle gelmiyor. İlk başta domuz gribinin insanları öldürme riski var. İkincisi, çok az insanın bildiği bir gerçek var. O da gribin kendisinin Guillain-Barre sendromuna yol açma riskinin herhangi bir grip aşısından daha fazla olması. 2009 yılında yapılan bir araştırmaya göre gribe yakalanan her milyonda 40-70 kişide Guillain-Barre hastalığı görülüyor. Dolayısıyla Guillain-Barre hastalığına yakalanmamanın en uygun yolu grip aşısı olmak.
Aşılarla ilgili bir diğer kaygı nedeni de adjuvan denilen bağışıklığı uyarıcı kimyasallar. Bunlar bazı aşılara ilave ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) salgın aşılarına adjuvan ilave edilmesini istiyor. Şu anda ABDde üretilen aşılarda adjuvan bulunmamakla birlikte Avrupada üretilenlerde var.
Pandemik aşılarının tümü kendi güvenlik testlerinden geçiriliyor ve hemen hemen hepsi mevsimsel grip aşılar baz alınarak üretiliyor. Çok nadir yan etkiler milyonlarca insan kullandığı zaman ortaya çıkabiliyor. Adjuvan içeren mevsimsel grip aşıları çoğunlukla yaşlı insanlara yapılıyor. Dolayısıyla bunların nadir görülen yan etkilerinin gençlerde ortaya çıkıp çıkmayacağını bilemiyoruz.
Aşı nedeniyle Guillain-Barre hastalığına yakalanma riski milyonda birden azdır. Bu hastalığa grip nedeniyle yakalanma riski ise milyonda 40tır. Domuz gribinin ABDde yaklaşık 800 kişinin ölümüne yol açtığı belirtiliyor. Bu da milyonda 2 kişi anlamına geliyor. Domuz gribinin ilk dalgasında ABDdeki yaşı 4 ve altında olan 20.000 çocuktan yalnızca biri hastanelik hale geldi. Bu durumda aşılanmamanın daha güvenli olduğunu hâlâ düşünüyor musunuz?
YANLIŞ 7:VİRÜS DAHA KÖTÜYE DÖNÜŞMÜYOR
Ayrıca domuz gribi geçiren insanların çoğu bağışıklık kazanıyor. Bu bağışıklığı yıkabilecek güçte olan yeni bir virüs türü halihazırdaki türün yerine geçebilir. Şimdi bu yeni çıkan tür daha mı güçlü, yoksa daha mı zayıf mı olacak?
Daha önceki salgınlarda ikinci dalga bazen ilkinden daha da kötü olmuştu. Bunun nedenleri konusunda kesin bir değerlendirme yapılamıyor. Bu, virüsteki genetik değişikliklerden kaynaklanabildiği gibi, hava koşulları gibi başka faktörlerden de kaynaklanmış olabilir. Amerikan Sağlık Enstitüsünden (NIH) Jeffery Taubenberger, 1918 gribinin bu kadar ölümcül olmasını, zayıflamış akciğerleri enfekte etmiş olan bakterilere karşı antibiyotiklerin olmamasına bağlıyor. Eğer haklı ise, 1918 gribinin kış aylarında ortaya çıkan ikinci dalgası daha ölümcüldü ve bunun nedeni viral evrim değil, bakteriyel enfeksiyonların kış aylarında daha yaygın olmasıydı.
YANLIŞ 8: BU SALGIN BİTTİĞİNDE 10 YIL RAHAT EDECEĞİZ
Gelişmeler aslında umut verici. Bilim insanları rekor hızda aşı üretebiliyorlar. Ancak grip virüsü enfekte ettiği hastaların yarısını öldürürse başımız belada demektir. Şimdiki grip salgını, tüm grip virüslerine karşı etkili tek bir aşı üretilmedikçe, aşıları daha hızlı üretmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.
Tags: domuz gribi, Domuz gribi ayrıntılı bilgileri, domuz gribi belirtileri, Domuz gribi belirtileri nelerdir, Domuz gribi bilinmeyen sonuçları, Domuz gribi bilinmeyenleri, Domuz gribi hakında bilmemiz gerekenler, Domuz gribi hakkında, Domuz gribi hastalıgı, Domuz gribi nasıl bir hastalıktır, Domuz gribi nasıl olur, Domuz gribi olum tehlikesi nedir, Domuz gribi ölümcülmüdür, Domuz gribi sonuçları, Domuz gribi yanlışlıkları
Yorum Yap